İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hayvancılığımız Can Çekişiyor…

Ziraat Mühendisleri Odası şube Başkanı Ahmet Sever, yaklaşan Kurban Bayramı’nın, Türkiye’nin hayvancılık politikasında içine düştüğü durum ve bunun üretici, tüketici yarar ve çıkarları ile halk sağlığına olan etkileri konusunda kamuoyu duyarlılığını arttırdığını belirtti.

 

 

  
Konunun çok boyutlu olduğunu, ancak bunların içinde en önemlisinin, insan beslenmesi ile ilgili olduğuna dikkat çeken Sever, “Bir insanın yeterli ve dengeli beslenebilmesi için günde 75-80 gram protein alması, bunun da üçte birinin hayvansal kökenli olması gerekir. Buna karşılık Türkiye‘de nüfusun çoğunluğu hayvansal proteinden yoksun ve tahıl ağırlıklı olarak besleniyor. Bu bağlamda, kişi başına yıllık kırmızı et tüketimi AB ülkelerinde 70 kg iken Türkiye‘de yalnızca 6,5 kg‘dır.

 

 

 
Hayvancılık alanında pazarı düzenleyen (Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu); uygun fiyattan kaliteli girdi sağlayan (Yem Sanayi); hayvancılıkta ar-ge üreten (Araştırma Enstitüleri ve tarım işletmeleri) kurumların tasfiyesi, özelleştirilmesi ya da işlevsizleştirilmesi, damızlık yetiştiriciliği, suni dölleme, aşılama gibi alanların büyük ölçüde yabancı tekellere bırakılarak üretici yararı yerine kar odaklı bir sürecin başlatılması, hayvancılık alanında verilen desteklerin nitelik ve niceliğindeki yetersizlikler, bu tabloyu yaratan ana nedenlerdir.” açıklamasında bulundu.

 

 

 
 Türkiye‘nin tarımsal hammadde dış ticaretinde net işalatçı konuma gerileyerek her yıl milyonlarca ton yem hammaddesi işalat etmek zorunda kalmasının, hayvancılık alanındaki çöküşün bir başka nedeni olduğunun altını çizen Ziraat Mühendisleri Odası şube Başkanı Ahmet Sever, Türkiye‘nin 9.5 milyon tonluk toplam karma yem üretiminin 4 milyon tonunun işal hammaddeye dayanmasının, sorunu olanca açıklığı ile ortaya koyduğunu, çayır ve meraların amaç dışı kullanımı, tespit – tahdit ve tahsis çalışmalarının yeter sürede gerçekleştirilememesi, kaba yem açığının kapatılamamasının da sorunun diğer önemli nedenleri arasında olduğunu söyledi.

 

 
 
Ziraat Mühendisleri Odası şube Başkanı Ahmet Sever, bu nedenlerin sonucunda, hayvan varlığının hızlı bir biçimde azaldığını belirterek, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Nüfusumuzun 44 milyondan 72 milyona çıktığı zaman diliminde toplam büyük ve küçükbaş hayvan varlığımız 47 milyon baş azaldı.

 
Hayvan stokundaki azalma kırmızı et üretimine de yansıdı. 1985 yılından bu yana et üretimi 86 bin ton geriledi. Kişi başına yıllık kırmızı et tüketimi ise 10 kilodan 6,5 kiloya düştü.Hayvancılık sektörüne yönelik yanlış politikalar ve uygulamalar sonucu; Türkiye kurban bayramında kesecek yeter hayvanı olmayan bir ülke durumuna düştü.

 

 
  Yapısal sorunlar – yıkıcı politikalar eşliğinde yürüyen süreç, günümüzde işalatla hız kazanmış görünmektedir. 30 Nisan 2010 tarihinden bu yana, işalatın çeşidi genişletilmekte (damızlık olmayan canlı sığır, taze-soğutulmuş veya dondurulmuş et, karkas et, kurbanlık koyun vb), işalat yapacak kişi ve kuruluşlar çeşitlendirilmekte (EBK, özel ve resmi kombinalar, özel yatırımcılar) ve gümrük vergileri % 220 – % 135 bandından % 40 – 20 ve 0 bandına indirilmektedir. Ancak ne et reyon fiyatlarında ne de kurbanlık büyük ve küçükbaş hayvan fiyatlarında bir gerileme gözlenmemektedir.

 

 

 
 Bugünlerde hayvancılık sektörü Kurban Bayramı’na odaklanmıştır. Türkiye‘de her bayramda yaklaşık 500 binden fazla büyükbaş (toplam stokun % 5‘i), 2 milyondan fazla küçükbaş (toplam stokun % 10‘u) kesildiği değerlendirildiğinde, kesilen hayvanın yerine yenisinin konulamaması durumunda yaşanan krizin daha da derinleşeceği bilinmektedir.

 

 
 Yetkililerin hayvan stokunun yeterli olduğunu ifade etmelerine rağmen kurban edilmek üzere Avustralya ve bazı Avrupa ülkelerinden 721 bin küçükbaş hayvan getiriliyor olması, gerçeği bir kez daha gözler önüne sermiştir. ışalatın çözüm olmadığı daha önceki tecrübelerle sabittir.

 

 
 şAP HASTALIğININ YAYGINLIğI GıDEREK ARTIYOR

 

 
Kurban Bayramı öncesinde bir başka sorun, yaygınlığı giderek artan şap hastalığına ilişkindir. ülkemizde 30‘u aşkın il şap hastalığı nedeniyle karantina altındadır. Kurban Bayramında hayvan hareketlerinin artması ile, yurttaşlarımızın şaplı et tüketme riski yükselmektedir.

 

 

 Hayvancılık alanında yaşanan çöküşün önlenmesi ve kalıcı çözümlere ulaşılması, yurtiçi üretimin ve pazarlama zincirinin sahip olduğu yapısal sorunların ortadan kaldırılması için şeffaf, güvenilir, uzun erimli politikaların uygun destekleme araçlarıyla birlikte yaşama geçirilmesiyle mümkündür. Sonuç olarak; Türkiye‘de canlı hayvan stoku artırılmalıdır. Bunun için, ürün fiyatlarında uzun süreli kararlılık oluşturulmalı ve bu yolla üreticiye güven verilmelidir. Damızlık hayvancılık özel bir önemle desteklenmelidir.

 

 
 Hayvan stokunun dağılımında bir denge gözetilmelidir. Yalnızca sığıra dayalı büyük işletmecilik, dinamik kırsal ve kentsel nüfusa sahip Türkiye için uygun değildir. Küçükbaş hayvancılık da özenle desteklenmelidir.

 

 
 
Süt üretim süreçleri ile et üretim süreçleri arasındaki sıkı ilişki göz önünde tutularak, süt piyasasının sağlıklı bir şekilde işlemesi sağlanmalıdır. Dişi hayvanların ve yeterli olgunluğu erişmemiş hayvanların kesilmesini önleyecek mekanizmalar kurulmalıdır.
 
 Hayvan ıslahı ve hayvan hastalıklarının önlenmesi alanında alınacak önlemlerle verimlilik yükseltilmelidir. Hayvan hastalıklarının giderek yaygınlaşması, hem verim değerlerini baskılamakta hem de halk sağlığı sorunlarını artırmaktadır. ışletmelerin niteliğine göre seçilecek ıslah programları, ülkemiz hayvancılığının verim değerlerini Avrupa’yla eşdeğer olarak geliştirilmelidir.

 

 

 
 
Hayvancılık alanında maliyetlerin düşürülmesi en temel sorunlar arasındadır. Türkiye’nin bitkisel üretimde dışa bağımlılıktan kurtarılması, yem üretiminin tüm kaynaklarıyla birlikte yurtiçi üretime dayandırılmasıdır. Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi olmak üzere, çayır meraların kullanımını sınırlayan sorunların ortadan kaldırılması gereklidir. Tek yıllık ve çok yıllık yem bitkisi ekim alanlarına yapılacak destekler artırılmalıdır. Yem ve diğer girdilerde, zamanında ve uygun fiyatla üreticiye ulaştırılmalıdır.

 

 

 
  üretimde örgütlenme, pazarlama yapılarında tekelleşme ve aracıları dışlayıp üretimden – tüketime doğrudan zincirler kurma hedefi gerçekleştirilmelidir. Gıda işletmelerinde halk sağlığı önlemlerine yönelik olarak; işletme içi ve dışı denetim süreçleri etkinleştirilmelidir.   Kurulduğu günden bu yana, halktan, üreticiden yana bir tavır içinde olan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, yaşanan süreci halkımızla paylaşmakta ve alınacak önlemler hususunda görüşlerini ortaya koymaktadır. Bulunduğumuz noktada gerekli tedbirler alınmaz ise, ülkemiz hayvancılığını bitme noktasına gelecektir.

 

 
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak yetkililerden bu konuda gereken önlemleri almalarını beklerken, halkımızı da kurbanlık seçerken; damızlık düve, yaşını almamış dana, gebe ve kesim ağırlığına ulaşmamış hayvanları kesmemeleri konusunda duyarlı olmaya çağırıyoruz.”

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir